80 soruda 37,6 doğru: Türkiye'nin İngilizce tablosu, kendi sınav verileriyle
Türkiye'nin İngilizcesi hakkında konuşurken genelde izlenimlerden yola çıkılır. Oysa iki kurum bu soruyu sayıyla yanıtlıyor: ÖSYM kendi sınav istatistiklerinde, EF ise uluslararası endeksinde. İkisi de aynı yere işaret ediyor, ve işaret ettikleri yer beklendiği gibi değil.
Dünya ortalamasının tam üzerinde durmak
EF EPI 2025'e göre Türkiye 488 puanla 123 ülke arasında 71. sırada. Bu sayının ilginç yanı şu: dünya ortalaması da tam olarak 488. Yani Türkiye, dünyanın İngilizce ortalamasının üzerinde değil, tam üzerinde duruyor. Üstelik bir önceki baskıya göre puan 9 birim gerilemiş durumda.
Genel puan tek başına pek bir şey anlatmıyor. Anlatan şey, o puanın dört beceriye nasıl dağıldığı.
Türkiye'nin becerilere göre İngilizce puanı
Türkiye'nin en güçlü becerisi okuma, en zayıf ikilisi yazma ve konuşma. Yani sınavda ölçülen beceri güçlü, hayatta kullanılan beceri zayıf.
ÖSYM'nin kendi verisi: alanı İngilizce olanlar bile yarısını yapamıyor
Asıl çarpıcı sayı uluslararası bir endekste değil, ÖSYM'nin kendi yayımladığı 2026-YKS Sayısal Bilgiler kitapçığında duruyor. Yabancı Dil Testi'ne İngilizceden giren 136.745 adayın 80 soruluk testteki ortalaması 37,6 doğru. Yani yüzde 47.
Bu ortalamayı bağlamına oturtmak gerekiyor. YDT'ye giren adaylar rastgele bir örneklem değil: bunlar İngilizceyi sınav ALANI olarak seçmiş, yıllarca bu teste hazırlanmış, üniversite tercihini bu testin puanına bağlamış öğrenciler. Türkiye'nin İngilizceye en çok emek vermiş lise mezunu kesimi. Ortalamaları 80 soruda 37,6.
2026-YDT: dile göre ortalama doğru sayısı
Bu karşılaştırma tek başına bir suçlama değil, çünkü küçük gruplar genelde seçilmiş ve avantajlı gruplardır: Rusçadan giren 691 kişinin önemli bir bölümü dili evde veya yurt dışında edinmiş olabilir. Anlamlı olan şey, İngilizcenin tek kitlesel dil olması. Diğer bütün diller birlikte 6.500 adayı bulmuyor; İngilizce tek başına 136.745. Türkiye'de yabancı dil demek İngilizce demek, ve o dilin kitlesel ortalaması yüzde 47.
Bir ayrıntı daha var. Aynı kitapçıkta lise son sınıfta okuyan 72.554 adayın İngilizce ortalaması 37,1; tüm adaylarınki 37,6. Yani mezun olup bir yıl daha hazırlanan adaylar, okulda olanlardan yalnızca yarım soru öndeler. Fazladan bir yıl kurs ve tekrar, 80 soruluk bir testte yarım doğru getiriyor.
Coğrafya, farkı ikiye katlıyor
EF EPI'nin bölge kırılımı, ortalamanın gizlediği ikinci tabloyu açıyor. Marmara 500 puanla en yüksek, Doğu Anadolu 446 ile en düşük bölge. Aradaki 54 puan, Türkiye ile dünya sıralamasında onlarca sıra aşağıdaki ülkeler arasındaki farka denk.
Bölgelere göre İngilizce puanı
Bu tablo neden bu kadar istikrarlı
Türkiye'de İngilizce, ölçüldüğü biçime göre öğreniliyor. YDT 80 soruluk, çoktan seçmeli, tamamen yazılı bir test: konuşma yok, dinleme yok, üretim yok. Hazırlık da doğal olarak bunun etrafında şekilleniyor. Sonuçta EF EPI'de okumanın 503, konuşmanın 438 çıkması bir tesadüf değil; sistemin ölçtüğü şeyde iyi, ölçmediği şeyde zayıf olmak beklenen sonuç.
Aynı örüntü PISA'da da görünüyor: 2022 döngüsünde Türkiye'nin okuma ortalaması 456, OECD ortalaması 476. Yani okuduğunu anlamada da bir açık var, ama İngilizcedeki asıl uçurum orada değil. Türkiye okumayı, dünyanın ortalamasının üzerinde bir düzeyde İngilizce okuyabilecek kadar öğreniyor. Konuşmayı hiç öğrenmiyor.
Bunun pratik karşılığı, seviye tanımlarına bakınca netleşiyor: bir kişinin okuması B2, konuşması A2 olabilir ve bu kişi kendini "orta seviye" sayar. İşe alım mülakatında ölçülen ise yalnızca konuşmasıdır. CEFR seviyelerinin her birinde neyi gerçekten yapabildiğinizi bilmek, bu yüzden puan bilmekten daha işe yarar.