Bu set, reklamcılıkla ilgili temel İngilizce kelimeleri ve ifadeleri öğrenmenize yardımcı olur.
thorough
kapsamlı / titiz
feminine
dişil / kadınsı
compliment
iltifat
during
sırasında / esnasında
mess
dağınıklık / karışıklık
veal
dana eti
appetite
iştah
tolerance
tolerans / hoşgörü
dairy
süt ürünleri
herbs
şifalı otlar / baharatlar
complementary medicine
tamamlayıcı tıp
to tell oneself
kendi kendine söylemek / kendini ikna etmek
advertisement (ad)
reklam
to advertise
reklam yapmak
marketing campaign
pazarlama kampanyası
billboard
billboard / ilan panosu
influencer
influencer / etkileyici
recommendation
tavsiye
slogan
reklam sloganı
brand
marka
celebrity
ünlü
honesty
dürüstlük
creative
yaratıcı
successful
başarılı
humour
mizah
to connect with people's feelings
insanların duygularıyla bağlantı kurmak
limited edition
sınırlı üretim / limitli edisyon
to influence someone's behaviour
birinin davranışını etkilemek
The company did a thorough study before the ad launched.
Şirket, reklam yayınlanmadan önce kapsamlı bir çalışma yaptı.
This new perfume ad makes me feel more feminine.
Bu yeni parfüm reklamı bana daha kadınsı hissettiriyor.
The actor in the ad gives the product a nice compliment.
Reklamdaki oyuncu ürüne güzel bir iltifat ediyor.
During the ad, they showed a happy family.
Reklam sırasında mutlu bir aile gösterdiler.
The kitchen in the ad looked like a total mess.
Reklamdaki mutfak tam bir dağınıklık içindeydi.
The restaurant's ad shows a fresh veal dish.
Restoranın reklamı taze bir dana eti yemeği gösteriyor.
The food ad made me feel a strong appetite.
Yemek reklamı bana güçlü bir iştah hissettirdi.
Some people have a low tolerance for loud ads.
Bazı insanlar yüksek sesli reklamlara karşı düşük toleransa sahiptir.
This ad is for a new dairy-free ice cream.
Bu reklam yeni, süt ürünü içermeyen bir dondurma için.
The ad promotes a clinic for complementary medicine.
Reklam, tamamlayıcı tıp kliniğini tanıtıyor.
After watching the ad, I told myself I really needed it.
Reklamı izledikten sonra, gerçekten ihtiyacım olduğunu kendime söyledim.
I saw a funny advertisement on TV last night.
Dün gece televizyonda komik bir reklam gördüm.
Companies advertise their products in many creative ways.
Şirketler ürünlerini birçok yaratıcı yolla tanıtır.
The brand started a new marketing campaign this month.
Marka bu ay yeni bir pazarlama kampanyası başlattı.
There is a huge billboard for the new phone downtown.
Şehir merkezinde yeni telefon için devasa bir billboard var.
An influencer showed the product to her followers.
Bir influencer ürünü takipçilerine gösterdi.
I bought the shoes after my friend's recommendation.
Ayakkabıları arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım.
The ad's slogan is easy to remember.
Reklamın sloganı akılda kalıcıdır.
This brand is famous all over the world.
Bu marka tüm dünyada ünlüdür.
A celebrity is wearing the new watch in the ad.
Reklamda yeni saati bir ünlü takıyor.
People don't always trust the honesty of ads.
İnsanlar reklamların dürüstlüğüne her zaman güvenmezler.
The team made a very creative ad for the car.
Ekip araba için çok yaratıcı bir reklam yaptı.
The campaign was successful and many people bought the product.
Kampanya başarılı oldu ve birçok kişi ürünü satın aldı.
The ad uses humour to make people laugh and remember it.
Reklam, insanları güldürmek ve akılda kalmasını sağlamak için mizah kullanıyor.
Good ads connect with people's feelings, not just their wallets.
İyi reklamlar sadece insanların cüzdanlarına değil, duygularına da hitap eder.
The commercial has a memorable tune that stays in your head.
Reklamın akılda kalıcı, kafanızda kalan bir melodisi var.
This bag is a limited edition, so it sells out fast.
Bu çanta sınırlı üretim, bu yüzden çabuk tükeniyor.
Ads can influence people's behaviour without them even noticing.
Reklamlar, insanlar farkında bile olmadan davranışlarını etkileyebilir.