Bu set, "There is / There are" (var) ve "There was / There were" (vardı) yapılarını kullanarak bir şeylerin varlığını veya yokluğunu ifade etmeyi öğretir.
There are strong social pressures that encourage consumption.
Tüketimi teşvik eden güçlü sosyal baskılar var.
There is a strong link between consumerism and happiness in modern society.
Modern toplumda tüketimcilik ile mutluluk arasında güçlü bir bağ var.
There were many messages that promoted buying as happiness.
Satın almayı mutluluk olarak tanıtan birçok mesaj vardı.
There is a false idea that possessions create happiness.
Sahip olunan şeylerin mutluluk yarattığına dair yanlış bir fikir var.
There was a misunderstanding about what brings happiness.
Mutluluğu neyin getirdiği konusunda bir yanlış anlaşılma vardı.
There are many advertisements that target emotions.
Duyguları hedef alan birçok reklam var.
There were studies that challenged traditional ideas about happiness.
Mutluluk hakkındaki geleneksel fikirleri sorgulayan çalışmalar vardı.
There is a lack of real satisfaction in consumer culture.
Tüketim kültüründe gerçek bir tatmin eksikliği var.
There were clear signs of overconsumption in society.
Toplumda aşırı tüketimin açık işaretleri vardı.
There is a growing belief that money does not buy happiness.
Paranın mutluluğu satın almadığına dair artan bir inanç var.
There were strong arguments against consumer culture.
Tüketim kültürüne karşı güçlü argümanlar vardı.
There is a strong influence of advertising on young people.
Reklamcılığın gençler üzerinde güçlü bir etkisi var.
There was a shift in society towards materialism.
Toplumda materyalizme doğru bir kayma vardı.
There are habits that lead to unnecessary spending.
Gereksiz harcamalara yol açan alışkanlıklar var.
There is evidence that relationships bring more happiness than possessions.
İlişkilerin sahip olunan şeylerden daha fazla mutluluk getirdiğine dair kanıtlar var.
There were many people who questioned consumerism.
Tüketimciliği sorgulayan birçok insan vardı.
There is a growing desire for luxury goods.
Lüks mallara yönelik artan bir arzu var.
There was pressure to conform to consumer trends.
Tüketici trendlerine uyma baskısı vardı.
There are emotional triggers behind most purchases.
Çoğu satın almanın arkasında duygusal tetikleyiciler var.
There were many people who chose minimalism instead.
Bunun yerine minimalizmi seçen birçok insan vardı.
There is a debate about whether consumerism improves life quality.
Tüketimciliğin yaşam kalitesini iyileştirip iyileştirmediği konusunda bir tartışma var.
There were different ways to define happiness.
Mutluluğu tanımlamanın farklı yolları vardı.
There is a clear difference between needs and wants.
İhtiyaçlar ve istekler arasında açık bir fark var.
There was a belief that buying more leads to happiness.
Daha fazla satın almanın mutluluğa yol açtığına dair bir inanç vardı.
There are many people who feel empty despite their wealth.
Servetlerine rağmen boşluk hisseden birçok insan var.
There was a growing obsession with brand names.
Marka isimlerine karşı artan bir takıntı vardı.
There are different opinions about materialism and happiness.
Materyalizm ve mutluluk hakkında farklı görüşler var.
There were moments when people realized they were not happy.
İnsanların mutlu olmadıklarını fark ettikleri anlar vardı.
There is an increasing desire for luxury goods.
Lüks mallara yönelik artan bir arzu var.
There was less focus on happiness in the past.
Geçmişte mutluluğa daha az odaklanılıyordu.
There are several companies that promote happiness through buying.
Satın alma yoluyla mutluluğu teşvik eden birkaç şirket var.
There is a growing awareness that happiness is not material.
Mutluluğun maddi olmadığına dair artan bir farkındalık var.
There was a strong belief that success meant owning more things.
Başarının daha fazla şeye sahip olmak anlamına geldiğine dair güçlü bir inanç vardı.
There are predictions that people will value experiences over possessions.
İnsanların deneyimlere sahip olunan şeylerden daha fazla değer vereceğine dair tahminler var.
There were findings that experiences bring more joy than products.
Deneyimlerin ürünlerden daha fazla neşe getirdiğine dair bulgular vardı.
There is a possibility that consumerism will decline in the future.
Gelecekte tüketimciliğin azalma olasılığı var.
There were people who found happiness in relationships, not objects.
Mutluluğu nesnelerde değil, ilişkilerde bulan insanlar vardı.
There is evidence that social connections increase happiness.
Sosyal bağlantıların mutluluğu artırdığına dair kanıtlar var.
There were many people who feel empty despite their wealth.
Servetlerine rağmen boşluk hisseden birçok insan vardı.
There was a time when people valued simplicity more.
İnsanların sadeliğe daha çok değer verdiği bir zaman vardı.
There is a lot of pressure to buy new products.
Yeni ürünler satın almak için çok fazla baskı var.
There are a lot of advertisements on social media.
Sosyal medyada çok fazla reklam var.
There is a lot of happiness in simple lifestyles.
Basit yaşam tarzlarında çok fazla mutluluk var.
There are a lot of people who feel unhappy despite wealth.
Servetlerine rağmen mutsuz hisseden birçok insan var.
There is a lot of focus on material things today.
Bugün maddi şeylere çok fazla odaklanılıyor.
There are a lot of studies about happiness and money.
Mutluluk ve para hakkında birçok çalışma var.
There is a lot of confusion about what happiness is.
Mutluluğun ne olduğu konusunda çok fazla kafa karışıklığı var.
There are a lot of ads that promise happiness.
Mutluluk vaat eden birçok reklam var.
There is a lot of waste in consumer culture.
Tüketim kültüründe çok fazla israf var.
There are a lot of people who choose minimalism.
Minimalizmi seçen birçok insan var.